Pandemi ve Kaygı

Pandemi ve Kaygı

Kaygı, organizma için tehlike içeren, tanımlanabilir ya da tanımlanamaz herhangi bir durum karşısında yaşanan bedensel, bilişsel, duygusal ve davranışsal bileşenleri olan bir durumdur. Normal bir süreç olarak kaygı organizmayı tehlikeli bir durumla karşılaştığı zaman harekete geçmesini sağlayarak koruyan, “savaş veya kaç” cevabının ortaya çıkmasını sağlayan bir düzenektir. Sorun olan kaygı ise dış uyaranla şiddet olarak orantısız olması, dış uyaranla süre olarak orantısız olması,sık tekrarlaması ve kişide toplumsal ve/veya mesleki açıdan yeti yitimine sebep olur.

Pandemi, dünyada birden fazla ülkede veya kıtada, etkisini gösteren hayatı durma noktasına getiren, ne olacağını tam da kestiremediğimiz yani aslında belirsizliğin hüküm sürdüğü salgın hastalıklara verilen genel bir isimdir. Kişinin hiç karşılaşmadığı bir durum hakkında kaygılanması normal bir yanıttır. Bu nedenle pandeminin doğası gereği bizi kaygılandırabileceğini kabullenmemiz gerekir. Fakat her yeni durumda olduğu gibi bundan da korunmak için alabileceğimiz önlemlerin olduğunu bilmeliyiz. Kaygının aşırı olması ve bütün hayatımızı ele geçirmeye başlaması ile kaygı bozukluğu ortaya çıkabilir, uyku-iştah sorunları, odaklanma problemi, erteleme davranışları olabilir.

İnsan sosyal bir varlık. Bu nedenle evde kalmanın getirdiği kısıtlanma ve izole olma hali kişinin duygusal olarak kendini baskı altında hissetmesine neden olabilir. Bu süreci sağlıklı geçirmek için önerilenler genellikle benzer özellikler taşıyor.Bu önerilenler;

•  Gereksiz ve yanlış bilgiler kaygı, endişe ve korku duygusunu arttırabilir. Doğru bilgi kaynaklarına ulaşmak ve onlardan yararlanmak. Hastalıktan ve virüsten korunma ile ilgili doğru kaynaklardan bilgilenmek.

 •    Hijyen konusunda yapılması gerekenleri öğrenip uygulamak.

•    Sosyal medyada geçirilen zamanı sınırlamak.

•    Günlük bir rutin oluşturmak yaşamın normal sürecinde devam ettiği duygusunu oluşturur. Uyku, beslenme, çalışma vb. zamanları mümkün olduğunca bir rutin programa almak. Ancak bu programa uymaya çalışmak da kaygı oluşturuyorsa daha esnek bir program da oluşturulabilir.

•   Evde kalma sürecinin öne çıkması ile birlikte evden çevrimiçi çalışmalar arttı. Böyle bir çalışma düzenine alışkın olmayan orta ve ileri yaştakiler tarafından bu yeni çalışma düzenine uymak başlangıçta biraz endişeyle karşılandı. Ancak genellikle uyum sağlandığını gözlüyorum. Online çalışma için de bazı rutinler ve düzenlemeler yapmak, dinlenme araları vermek iyi olur.

•    Basit de olsa evde bazı sportif, bedensel egzersizler yapmak bedenin sağlıklı çalışması için gereklidir. İnternette de pek çok kaynak bulunabilir.

•  Zaman bulunamadığı için ertelenen ev düzenlemelerini yapmak, okunamayan kitapları okumak, internette ücretsiz olarak sunulan filmleri-konserleri-tiyatroları izlemek ve kişiyi yapınca iyi hissettirecek etkinlikleri yapması ruh sağlığını korumak için çok önemlidir.

•   Sosyal mesafe nedeniyle görüşülemeyen yakınlarla, aileyle, arkadaşlarla sosyal yaşamın başka bir formda da olsa devam ettiği duygusunu yaşattığı için telefonlaşmak, görüntülü buluşmalar yapmak.

•    Çevrede maddi ya da manevi olarak yardım edilebilecek birileri varsa, örneğin yalnız yaşayan yaşlılar, sizin de koşullarınız uygunsa onlara destek olmaya çalışmak duygusal olarak size iyi gelecektir. Örneğin, yalnız yaşayan yaşlının alışverişini yapmak, her gün telefonla arayıp hatırını sormak, süreçte işsiz kalan birine maddi destek olmak gibi dayanışmalar duygusal olarak kişiye iyi hissettirir.

Bir sistem olarak düşünecek olursak, sistemin içinde arızalanan bir parça sistemin tümünü etkiler. Bu nedenle kaygı düzeyi yüksek olan ve/veya depresif kişilik yapısında olan kişilerin bağışıklık sistemlerinin uzun vadede zarar görme ihtimali yüksektir. Yüksek düzeyde kaygı bedende stres yaratarak bağışıklık sisteminin zayıflamasına, hatta uzun vadede çökmesine ve ciddi fiziksel hastalıklara zemin hazırlamasına neden olur

Kaygılı hissettiğimizde kontrol edemediğimiz durumlar için sadece önlem alabileceğimizi unutmayıp kendi kontrolümüz altında olan önlemlere odaklanmamız gerekmektedir. Korku ve kaygılarla başa çıkmak için öncelikle kendimizi tanımamız, duygu ve düşüncelerimizin davranışlarımızı nasıl etkilediğini bilmemiz gerekmektedir. Olumsuz depresif düşünceler kişide olumsuz duygulara neden olur ve onlar da içe çekilme davranışlarını geliştirir. Bu olumsuz düşünceleri kendimizi sıkıntılı, endişeli, karamsar, çaresiz vb. duygular içinde bulduğumuzda, o sırada aklımızdan geçen düşüncenin, cümlenin ne olduğunu bularak tanıyabiliriz. Olumsuz düşünceleri bir kâğıda yazarak yerlerine alternatif cümle oluşturmaya çalışabiliriz” dedi. “Örneğin, “evde kalmak zorunda olmaktan çok sıkılıyorum, özgürlüğüm gitti” gibi bir cümle kişinin aklından geçiyorsa buna alternatif cümle “evet biraz kısıtlanmış hissediyorum ama sağlığım yerinde, hastanede yatıyor olabilirdim şu an” gibi cümleler oluşturabilir kişi. Korku, kaygı ve endişelerle başa çıkmak için nefes egzersizi(diyafram solunumu), gevşeme egzersizi gibi bedeni rahatlatacak davranışçı teknikleri uygulayabilir.